İçeriğe geç

Sözlü kaynak ne demek ?

Sözlü kaynak ne demek? Ezberden mi konuşuyoruz, hafızayla mı yüzleşiyoruz?

Sosyal medyada bir tartışma dönüyor, biri çıkıp “Bu bilgi sözlü kaynaktan” diyor. Ben de İzmir’de bir kafede kahvemi yudumlarken kaşımı kaldırıyorum: “Tamam da… ne demek bu?” Gerçekten ne demek sözlü kaynak? Güvenilir mi, romantik mi, yoksa biraz fazla mı abartıyoruz? Baştan söyleyeyim: Bu konuya nötr girmiyorum. Net fikirlerim var ve biraz da itirazım.

Sözlü kaynak denince genelde kulağa sıcak bir şey geliyor. Dede anlatıları, tanıklıklar, yaşayan hafıza… Ama işin içine bilgi, tarih ve doğruluk girdiğinde işler o kadar da masum değil.

Sözlü kaynak ne demek?

En temel haliyle söyleyelim: Sözlü kaynak, yazılı olmayan; insanların anlattıklarına, hatırladıklarına ve aktardıklarına dayanan bilgi kaynağıdır. Röportajlar, tanıklıklar, anılar, halk anlatıları, sözlü tarih çalışmaları… Hepsi bu başlık altında toplanır.

Yani bir olayın belgesi yoksa ama yaşayan biri çıkıp “Ben oradaydım” diyorsa, işte o anlatı sözlü kaynaktır. Akademide de kullanılır, gazetecilikte de, gündelik hayatta da. Hatta farkında olmadan hepimiz kullanırız. Annemin “Bizim mahallede eskiden…” diye başlayan cümleleri mesela. Net bir sözlü kaynak.

Sevdiğim tarafı: İnsan kokuyor

Şimdi hakkını yemeyeyim. Sözlü kaynakların çok güçlü yanları var. En başta insanî. Soğuk belgelerden, resmi raporlardan farklı olarak duygu taşıyor. Ses tonu, duraksama, kelime seçimi… Bunlar yazılı kaynakta yok.

Bir olayın “nasıl hissedildiğini” anlamak istiyorsan, sözlü kaynak biçilmiş kaftan. Mesela bir göç hikâyesi, bir protesto anısı ya da bir aile travması… Bunları sadece istatistikle anlatamazsın. Orada sözlü kaynak devreye giriyor ve hikâyeyi ete kemiğe büründürüyor.

Sosyal medyada bu yüzden çok seviliyor. Birinin çıkıp “Ben bunu yaşadım” demesi, çoğu zaman onlarca belgeye bedel algılanıyor. Haklı mı? Bazen evet.

Sevmediğim tarafı: Hafıza kutsal değil

Gelelim asıl problemli kısma. Hafıza sandığımız kadar güvenilir değil. Hatta çoğu zaman fazlasıyla oynak. İnsan unutur, değiştirir, süsler. Bazen bilinçli, bazen tamamen farkında olmadan.

Sözlü kaynakların en zayıf noktası burada. Anlatan kişinin politik görüşü, duygusal durumu, hatta o günkü ruh hali bile anlatıyı etkiler. Aynı olayı yaşayan iki kişi, bambaşka hikâyeler anlatabilir. Hangisi doğru?

İşte burada sözlü kaynak tek başına kaldığında tehlikeli olmaya başlıyor. “Biri böyle demiş” bilgi değildir. En fazla iddiadır. Sosyal medyada bu ayrım sürekli karıştırılıyor ve açıkçası bu beni sinirlendiriyor.

Sözlü kaynak = mutlak gerçek mi?

Hayır. Kesinlikle hayır. Ama bazen öyle davranıyoruz. Hele ki anlatı duygusal ve etkileyiciyse, sorgulamayı tamamen bırakıyoruz. “Bunu yaşayan biri yalan söylemez” cümlesini çok duydum. Söyler. Hepimiz söyleriz. Bazen kendimize bile.

Akademide ve medyada sözlü kaynak kullanımı

Akademik dünyada sözlü kaynaklar genelde destekleyici olarak kullanılır. Yani yazılı belgelerle, arşivlerle, başka tanıklıklarla birlikte. Tek başına bırakılmaz. Bence olması gereken de bu.

Medya tarafında ise durum daha karışık. Hız var, tıklanma var, duygu var. “Tanık anlatıyor” başlığı her zaman daha çok ilgi çekiyor. Ama doğrulama çoğu zaman ikinci planda kalıyor. Bu da sözlü kaynağın değerini düşürüyor.

Okuyucuya zor sorular

Şimdi dürüst olalım. Bir bilgiye inanırken neye bakıyoruz? Kaynağın yazılı mı sözlü mü olduğuna mı, yoksa bizim hoşumuza gidip gitmediğine mi?

Sözlü kaynak seni duygusal olarak yakalıyorsa, sorgulamayı bırakıyor musun? Peki yazılı ama sıkıcı bir belgeyle çeliştiğinde hangisini seçiyorsun?

Ve en önemlisi: Hafızaya ne kadar güveniyorsun? Kendi hafızana bile yüzde yüz güvenemiyorsan, başkasının anlattığına neden sorgusuz sualsiz inanıyorsun?

Son bir net tavır

Sözlü kaynak ne demek sorusuna benim cevabım şu: Güçlü ama tehlikeli. Gerekli ama tek başına asla yeterli değil. İnsanî ama yanlı. Dinlenmeli ama kutsanmamalı.

Ne tamamen çöpe atılmalı ne de dokunulmaz ilan edilmeli. Asıl mesele denge. Sözlü kaynağı severim, çünkü insan anlatır. Ama sorgularım, çünkü insan yanılır. Bence bu ikisini aynı anda yapabilmek, gerçekten düşünmeye başlayan bir toplumun işareti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
vdcasino giriş