Bir Sabah Kayseri’de İçimde Uyanan Sessiz Sorular
Tekneturum olarak her zaman olduğu gibi, bu kez “Merkez Bankası 2023 yılında 818 milyar TL zarar etti mi” konusunda sizin yanınızdayız.
Sabahın erken saatleriydi. Kayseri’de hava o meşhur sertliğini yine göstermişti; camın kenarında ince bir buğ, dışarıda griye çalan bir gökyüzü… Uyanır uyanmaz telefona bakma alışkanlığım var, belki de günün bana ne getirdiğini kontrol etme takıntısı. O sabah da değişmedi.
Gözüm ilk olarak haber akışına kaydı. Başlıklar arasında gezinirken içimde tuhaf bir ağırlık hissettim. Ekonomiyle ilgili bir cümle takıldı zihnime: 2023 yılında Merkez Bankası’nın 818 milyar TL civarında zarar ettiğinin konuşulduğu yazılar… Rakamın büyüklüğü o kadar sarsıcıydı ki, bir an gözlerimi ekrandan çekip tavana baktım. Sanki rakamlar orada asılı kalmış gibi.
25 yaşındayım. Kayseri’de yaşıyorum. Günlük tutarım. Bazen sadece kendimi anlamak için, bazen de dünya fazla karmaşık geldiğinde kelimelerin içine saklanmak için. O sabah hissettiğim şey ne tam bir öfke ne de net bir şaşkınlıktı. Daha çok içime çöken bir belirsizlikti.
Bir Kahve, Bir Haber ve İçimde Büyüyen Boşluk
Mutfağa geçtim. Su kaynarken pencerenin önüne dikildim. Apartmanların arasından görünen dar gökyüzü bile sanki daha ağırdı o gün. Kayseri’nin sabahları genelde sessizdir ama o sessizlik bazen insanın kendi düşüncelerini daha yüksek duymasına neden olur.
Telefonu tekrar elime aldım. Aynı konu farklı kaynaklarda farklı cümlelerle anlatılıyordu. “818 milyar TL zarar”, “yüksek kur farkı etkisi”, “faiz politikalarının sonucu”… Hepsi teknik cümlelerdi ama benim içimde bıraktığı etki çok daha kişiseldi.
Kahvemi karıştırırken düşündüm: Bu rakam ne demekti? Sadece bir sayı mıydı, yoksa aslında kimsenin tam olarak açıklayamadığı bir ağırlık mıydı?
Benim gibi bir genç için ekonomi çoğu zaman uzaktan izlenen bir film gibiydi. Ama bazen o film bir anda ekranı kırıp içeri giriyor gibi hissediliyordu. O sabah tam olarak buydu.
Çarşıya İnerken Aklımda Dönen Cümleler
Dışarı çıktım. Kışın sonuna yakın bir serinlik vardı. Montumun cebine ellerimi sokarken yürümeye başladım. Çarşıya doğru inerken insanların yüzlerine baktım. Herkes kendi telaşında, kendi hayatının içinde.
Bir fırının önünden geçerken sıcak ekmek kokusu geldi burnuma. Normalde insanı rahatlatan bu koku bile o gün farklı hissettirdi. Çünkü aklım hâlâ o rakamdaydı: 818 milyar TL.
İçimden sürekli aynı soru geçiyordu: Bu para nerede, nasıl, neden?
Bir yandan da kendime kızıyordum. “Sana ne?” diyen bir ses vardı içimde. Ama başka bir ses de “Aslında tam da sana dair” diye karşılık veriyordu. Çünkü bu ülkede yaşayan herkes gibi ben de o büyük resmin bir parçasıydım.
Eski Bir Defter ve Ekonomiyle İlk Tanışma
Öğleden sonra eve döndüğümde çalışma masamın çekmecesini açtım. Eski defterlerim duruyordu orada. Lise yıllarından kalma notlar, üniversite döneminde karaladığım düşünceler…
Bir tanesini rastgele açtım. Ekonomi dersinde aldığım kısa notlar vardı. O zamanlar “faiz”, “enflasyon”, “bütçe açığı” gibi kelimeler sadece sınavda çıkacak terimler gibi gelirdi bana. Şimdi ise her biri hayatın tam ortasında duran ağır kavramlara dönüşmüştü.
Defterin kenarına şöyle bir cümle yazmışım o zaman: “Ekonomi, insanların hayatını görünmez şekilde etkiler.”
O cümleyi tekrar okuyunca içimde tuhaf bir sızı hissettim. Çünkü artık görünmez olmadığını fark ediyordum. Özellikle de 818 milyar TL gibi bir rakamın konuşulduğu bir yerde hiçbir şey görünmez kalmıyordu aslında.
Rakamların İnsan Hayatına Dokunduğu Yer
Kendi kendime düşünmeye başladım. Bu kadar büyük bir ekonomik dalgalanma, sadece devletin defterlerinde mi kalırdı? Yoksa dolaylı olarak bizim hayatımıza da sızar mıydı?
Bir arkadaşımın geçen gün söylediği şey aklıma geldi: “Market alışverişi artık plan değil hesap işi oldu.”
Gülümsedik ama gülüşümüz biraz eksikti. Çünkü herkes aynı şeyi hissediyordu; bir şeyler değişiyordu ve biz sadece izliyorduk.
Merkez Bankası’nın 2023 yılında 818 milyar TL zarar ettiği konuşulurken, bu rakamın soyutluğu beni en çok rahatsız eden şeydi. Soyutluk bazen en ağır gerçekliktir çünkü insan dokunamadığı şeyi tam olarak anlayamaz ama etkisini hisseder.
Akşam Olurken Şehir ve İçimdeki Sessizlik
Gün akşama dönerken Kayseri’nin ışıkları yavaş yavaş yanmaya başladı. Pencereden dışarı baktım. Şehir, sanki hiçbir şey olmamış gibi normal hayatına devam ediyordu. İnsanlar yürüyordu, arabalar geçiyordu, bir yerlerde çocuklar gülüyordu.
Ama içimde başka bir katman vardı. O katmanda sürekli aynı sayı dönüyordu: 818 milyar TL.
Bu rakamı düşündükçe kendimi küçük hissediyordum. Ama bu küçüklük ezici bir şey değil, daha çok farkındalık gibiydi. Dünyanın büyüklüğü içinde kendi yerini anlamak gibi.
O an defterimi açtım. Günlük sayfalarından birine yazmaya başladım.
“Bugün ekonomik bir haber okudum. Rakamlar büyük, anlamı karmaşık. Ama içimde bıraktığı his çok net: belirsizlik.”
Kalemi bıraktım, bir süre boş sayfaya baktım.
İçimde Kalan Umut ve Kırılgan Gerçeklik
Her şeye rağmen içimde tamamen karanlık bir his yoktu. Garip bir şekilde umut da vardı. Belki de genç olmanın getirdiği bir şeydi bu; her karmaşanın içinde bir çıkış ihtimali aramak.
Kendime şunu söyledim: “Bu rakamlar değişir, sistemler değişir, insanlar öğrenir.”
Ama hemen ardından daha gerçekçi bir düşünce geldi: “Değişim her zaman hızlı olmaz.”
İkisi arasında gidip gelirken kendimi yorgun hissettim. Sanki zihnim sürekli aynı yerde dönüyordu ama bir türlü duramıyordu.
Gecenin Sonunda Kendimle Kalan Düşünceler
Gece olduğunda Kayseri tamamen sessizleşti. Sokaktan geçen son araba sesleri de kesilince geriye sadece kendi düşüncelerim kaldı.
Yatağa uzandım ama uyumak kolay olmadı. Çünkü bazı sorular insanın peşini bırakmaz.
Merkez Bankası’nın 2023 yılında 818 milyar TL zarar ettiği konuşuluyorsa, bu sadece bir ekonomik veri miydi, yoksa daha büyük bir hikâyenin başlangıcı mıydı?
Bunu düşünürken aklıma bir şey daha geldi: Belki de önemli olan rakamın kendisi değil, onun bizde uyandırdığı sorulardı.
Gözlerimi kapattım. İçimde bir yer hâlâ anlamaya çalışıyordu. Belki yarın daha net olacaktı her şey. Belki de hiç olmayacaktı.